LookItUp

zoom

İngilizce “zoom” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /zuːm/

zoom Türkçede: yakınlaştırma, zum, vınlama, vızıltı, hızla gitmek, fırlamak

isim

YAKINLAŞTIRMAB1

yakınlaştırma, zum

Kamera veya ekranda görüntüyü daha yakın ya da daha büyük gösteren özellik.

Basit İngilizce açıklama: A camera or screen feature that makes an image appear closer or larger.

  • This camera has a powerful zoom.
  • Use the zoom to see the bird.
  • Digital zoom can reduce picture quality.

Eş anlamlılar: magnification

Sık kullanılan kalıplar: digital zoom, optical zoom, camera zoom

VINLAMAC2

vınlama, vızıltı

Çok hızlı hareket eden bir şeyin çıkardığı, kesintisiz ve alçak ses.

Basit İngilizce açıklama: A low, continuous sound made by something moving very fast.

  • We heard the zoom of passing cars.
  • The motorcycle’s zoom broke the silence.
  • A distant zoom came from the highway.

Eş anlamlılar: hum, whir

Sık kullanılan kalıplar: zoom of traffic, a sudden zoom

fiil

HIZLI HAREKETB1

hızla gitmek, fırlamak

Çok hızlı gitmek veya hareket etmek.

Basit İngilizce açıklama: To move very quickly.

  • Cars zoom past our house.
  • The children zoomed around on their bikes.
  • A small boat was zooming across the lake.

Nasıl kullanılır: zoom past someone/something (A cyclist zoomed past us.)

Eş anlamlılar: speed, race, rush

Sık kullanılan kalıplar: zoom past, zoom away, zoom around

EKRAN BOYUTUB1

yakınlaştırmak, uzaklaştırmak

Ekrandaki bir görüntüyü daha büyük veya daha küçük göstermek.

Basit İngilizce açıklama: To make something on a screen look bigger or smaller.

  • Zoom in to read the text.
  • I zoomed out to see the whole map.
  • You can zoom using the mouse wheel.

Nasıl kullanılır: zoom in on something (Zoom in on the island to see its roads.); zoom out (Zoom out to display the entire page.)

Sık kullanılan kalıplar: zoom in, zoom out, zoom in on

KAMERA AYARIB2

yakınlaştırmak, uzaklaştırmak

Kamera merceğini ayarlayarak nesneleri daha yakın veya daha uzak göstermek.

Basit İngilizce açıklama: To adjust a camera lens so that things look nearer or farther away.

  • Zoom in on the bird.
  • The cameraman zoomed out to show the crowd.
  • She zoomed slowly towards the actor’s face.

Nasıl kullanılır: zoom in on something (Zoom in on the building.); zoom out (He zoomed out to include the whole room.)

Sık kullanılan kalıplar: zoom in, zoom out, zoom slowly

HIZLI YÜKSELİŞB2

hızla yükselmek, fırlamak

Fiyat, miktar veya seviye gibi bir şeyin çok kısa sürede büyük ölçüde artması.

Basit İngilizce açıklama: To rise very quickly to a much higher level.

  • Prices zoomed last month.
  • Fuel costs are zooming up.
  • Shares zoomed after the company announced strong profits.

Eş anlamlılar: soar, surge, shoot up

Zıt anlamlılar: plummet

Sık kullanılan kalıplar: prices zoom, zoom up, profits zoom, sales zoom

zoom hakkında sık sorulanlar

zoom ne demek?

“zoom” Türkçede “yakınlaştırma” demektir. Kamera veya ekranda görüntüyü daha yakın ya da daha büyük gösteren özellik.

zoom Türkçesi nedir?

zoom kelimesinin Türkçe çevirileri: yakınlaştırma, zum, vınlama, vızıltı, hızla gitmek, fırlamak.

zoom nasıl okunur?

/zuːm/ diye okunur.

zoom cümle içinde nasıl kullanılır?

This camera has a powerful zoom. Use the zoom to see the bird.

zoom kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

zoom ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler