LookItUp

cabin

İngilizce “cabin” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ˈkæbɪn/

Diğer biçimleri: cabins

cabin Türkçede: kulübe, dağ evi, kabin, kamara, kütük ev, hapsetmek

isim

AHŞAP EVB1

kulübe, dağ evi

Kırsalda veya uzak bir yerde bulunan, genellikle ahşaptan yapılmış küçük ev.

Basit İngilizce açıklama: A small, usually wooden house in the countryside or a remote place.

  • We stayed in a cabin by the lake.
  • Their wooden cabin has a small fireplace.
  • Several cabins were hidden among the trees.

Eş anlamlılar: hut, cottage

Sık kullanılan kalıplar: log cabin, wooden cabin, cabin in something

UÇAK BÖLÜMÜB2

kabin

Yolcu uçağında aynı hizmet sınıfındaki yolcuların oturduğu bölüm.

Basit İngilizce açıklama: A section of a passenger plane where everyone receives the same type of service.

  • The economy cabin was full.
  • Passengers in the business class cabin received dinner first.
  • This aircraft has three separate cabins.

Eş anlamlılar: compartment

Sık kullanılan kalıplar: first class cabin, business class cabin, economy cabin

GEMİ ODASIB1

kamara

Gemide uyumak veya zaman geçirmek için kullanılan özel oda.

Basit İngilizce açıklama: A private room on a ship where someone can sleep or spend time.

  • Our cabin has two beds.
  • The captain returned to her cabin.
  • We booked a cabin with a sea view.

Nasıl kullanılır: cabin on something (They shared a cabin on the ship.)

Sık kullanılan kalıplar: captain’s cabin, cabin on something, share a cabin

GEMİ ODASIB1

kamara

Teknede veya gemide bulunan, genellikle uyumak için kullanılan küçük kapalı oda.

Basit İngilizce açıklama: A small enclosed room on a boat, often used for sleeping.

  • Our cabin has two beds.
  • We slept in a cabin below deck.
  • Are all the passenger cabins this small?

Eş anlamlılar: room

Sık kullanılan kalıplar: cabin door, private cabin, cabin on board

KÜTÜK EVC1

kütük ev, kulübe

Yeni bir bölgeye yerleşenlerin yaptığı, çoğunlukla kütüklerden oluşan küçük ve basit ev.

Basit İngilizce açıklama: A simple small house, often made from logs, built by people settling in a new area.

  • The settlers built a cabin from logs.
  • Their cabin had one room and a stone fireplace.
  • Several families lived in cabins beside the new trail.

Eş anlamlılar: log house, hut

Sık kullanılan kalıplar: log cabin, pioneer cabin, build a cabin

fiil

DAR YERE KAPATMAC2

hapsetmek

Birini veya bir şeyi küçük, kapalı bir yere koyup orada tutmak.

Basit İngilizce açıklama: To put someone or something in a small enclosed space.

  • They cabin their guests in narrow rooms.
  • The sailors were cabined below deck.
  • He felt cabined within those four walls.

Nasıl kullanılır: cabin someone/something in something (They cabined the workers in tiny rooms.)

Eş anlamlılar: confine, shut away

Zıt anlamlılar: release

Sık kullanılan kalıplar: cabin someone, cabin someone within

cabin hakkında sık sorulanlar

cabin ne demek?

“cabin” Türkçede “kulübe” demektir. Kırsalda veya uzak bir yerde bulunan, genellikle ahşaptan yapılmış küçük ev.

cabin Türkçesi nedir?

cabin kelimesinin Türkçe çevirileri: kulübe, dağ evi, kabin, kamara, kütük ev, hapsetmek.

cabin nasıl okunur?

/ˈkæbɪn/ diye okunur.

cabin cümle içinde nasıl kullanılır?

We stayed in a cabin by the lake. Their wooden cabin has a small fireplace.

cabin kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler